Resim
Sizlere daha iyi hizmet verebilmek için bağışlarınızı bekliyoruz. Make a donation.

Oğuz Tanındı "Defineci, Bakanlık’tan daha fazla çalışıyor!"

vinifera
Arkeo-TR Üyesi
Arkeo-TR Üyesi
Mesajlar: 3575
Kayıt: 02:12 26-Ekim-2008

Oğuz Tanındı "Defineci, Bakanlık’tan daha fazla çalışıyor!"

Mesajgönderen vinifera » 22:17 28-Ekim-2008

[align=right]Söyleşi: Necla Bayraktar[/align]


[align=center]Resim[/align]


[align=justify]On iki yıl önce iki kişi tarafından başlatılan TAY (Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri) Projesi bugün yüzlerce gönüllünün katılımıyla tüm hızıyla sürüyor. Arkeolog Oğuz Tanındı koordinatörlüğünde sürdürülen projenin dünyada bir benzeri daha yok. Kısıtlı imkânlarla ve gönüllülük temelinde devam eden proje Türkiye’deki arkeolojik yerleşmelerin bir envanterinin çıkarılmasını hedefliyor. Kendilerini bağımsız bir çalışma grubu olarak tanımlayan ekibin şu ana kadar elde ettiği tüm bilgiler www.tayproject.org adresinden isteyen herkesle paylaşılıyor. Sadece envanter çıkarmak için yola çıkan grup zamanla bir coğrafi bilgi sistemi, bir harita ve dört dilde bir de sözlük oluşturmuş. Grup bazı projeler için çalışmaya devam ediyor ama maddi imkânsızlıklar nedeniyle hâlâ bekleyen çalışmalar var. Proje Koordinatörü Tanındı, hem çalışmalarını hem de sahipsiz kalan Türkiye’nin arkeolojik değerlerini anlattı.



Böyle bir çalışma yapmaya nasıl karar verdiniz?

Türkiye’de yoğun fakat talihsiz, sahipsiz bir kültür varlığı var. Öyle büyük bir talihsizlik ki anlatamam. Biz bunu işe başladıktan sonra daha net anladık. Kimsenin ilgilenmediği, 400 bin yıl öncesinden Osmanlı’ya uzanan bir arkeolojik skala var ortada. Biz en azından nerede ne var ve hangi koşullarda, bunu bilmemiz lazım diye düşündük. Bir envanter çalışması olsun dedik. Adını da Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri (TAY) projesi koyduk. Türkiye’de 1800’lerden beri yapılmış araştırmaları taradık. Ve Eski Çağ’dan yola çıkıp kronolojik bir sıra izleyerek bir veri tabanı oluşturmaya başladık. Şu ana kadar Eski Çağ’dan İlk Tunç Çağı’na kadarki yerleşmeleri saptadık.


Bütün çalışmalarınızı internet üzerinden ve basılı yayınlarla herkesle paylaşıyorsunuz...

Kamuya açık bir bilgi grubu olmalıyız diye düşündük. Hiçbir bilgiyi kendimize saklamadık. Çünkü bu kültür varlıkları sadece bu ülke topraklarında yaşayanların değil, dünyada yaşayan herkesin malı. Yurtdışında bu tür envanterler kamuya kapalı. Biz elimizdeki bütün verileri internet üzerinden ve klasörlerden yayınlıyoruz. Akademik dünyanın tersine hiçbir şeyi cebimizde tutmadık.


Kaynaklarda karşılaşıp arayıp bulamadığınız yerleşim oldu mu?

Araziye ilk çıktığımızda depresyona girdik. Bulduğumuz yerlerin orası kazılmış, öbür tarafı tarla içine alınmış, yol geçmiş, inanılmaz bir tahribat var. Bunu arazide görmek çok korkunçtu. Durumu görünce önlem alınsın diye bir tahribat raporu yayınlamak zorunda kaldık. Ve bunu her yıl yapmaya devam ettik. Dayanılır bir şey değildi, çok hızlı yok olan, bir daha ele geçmeyecek kültür varlıklarından bahsediyoruz. Bu tahribatın önünü kesecek yapılar olmalı. Örneğin Kültür Bakanlığı. Ama Kültür Bakanlığı sahiden var mı, yok mu ben bilmiyorum!


Tahribat nasıl meydana geliyor?

Defineciler, tarım, yapılaşma, yol çalışmaları her şeyi yok ediyor. Adam tarlasını her ektiğinde sabanla altındaki kalıntıya hasar veriyor. Bu adama 100 metre ileride bir tarla verilse sorun kalmayacak. Kültür varlıklarına karşı yapılan saldırı sadece belirli noktalarla ilgili değil. Yani sadece Zeugma, Allianoi, değil. Tarih öncesi dönemlerden kalan 3 bin 700 yerleşmeden söz ediyoruz. Şu anda konuşurken bile çok ciddi bir arkeolojik tahribat meydana geliyor.


Önlem alınmazsa...

Türkiye’nin bu haliyle bu kültür varlıkları korunamıyor, korunacağını da sanmıyorum, böyle bir niyet olduğunu düşünmüyorum. Bugüne kadar ne olduysa bundan sonra da o olacak, yok olacak!


Tahribatın önüne geçilebilir mi?

Bir kampanya lazım. Öyle afişli bir kampanyadan bahsetmiyorum. Bu yerleşimleri ancak orada yaşayan insanlar koruyabilir. Onları bilinçlendirmek, o insanlara bu bilgiyi, bu bilinci götürmek lazım. Bizim önerimiz bu. Arkeologlar, akademisyenler artık billur köşklerinden çıkıp araziye dökülmeli. Sadece küçük kazılarını yapmalarının ötesinde o bölgeye bilgi saçmalılar. Müzeler elden geçirilmeli. Müzeler çevrelerinde yer alan bütün köylere bunları anlatmalılar. Ama birçok müzede internet bağlantısı bile yok!


Çalışmalarınızı gönderdiğiniz kurumlar, yatırım yaparken bu raporları dikkate alıyor mu?

O konuda bize yansıyan bir şey yok. Ama bazı ortamlarda takip edildiğini biliyoruz. Yayınladığımız her çalışmayı Kültür Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, DSİ, MTA, Başbakanlık, UNESCO gibi konuyla ilgili tüm kurumlara gönderdik. Ayrıca bu bilgileri coğrafi bilgi sistemi dediğimiz başka bir sistemle bilgisayara aktardık. Yani bir bölgeye yol ya da yapı yapılacaksa bu haritalara baktığınızda çalışacağınız, yatırım yapacağınız alanda neler olduğunu görebilirsiniz. Fakat çok ilginçtir ki şu ana kadar bu bilgileri sadece Jandarma kullandı. Bizim bir de ihbar hattımız var. Anadolu’dan birçok insan bize mail gönderiyor, ihbarda bulunuyor. Artık tahribat yapanlar eskisi kadar rahat değiller.


İstanbul’un sorunları neler?

Camilerin soyulmasından tutun Galataport satışına kadar. Galata’da arkeolojik kazı yapılacak mı? Çünkü Galata çok önemli bir Osmanlı yerleşmesi. Oranın bir yıl ciddi ekiplerle kazılması lazım. Aynı şekilde Dubai Kuleleri’nin yapılacağı Levent’teki İETT garajı. Oranın arkeolojik çalışmasının yapılması şart. Batı’da arkeologlar tamam burası kazılabilir demeden hiçbir şey yapılamaz. Benim şahsi kanaatim, onun altında Bizans kalıntıları olabilir. Bakmak lazım. Önce orası kazılacak, ondan sonra ne kulesi dikerlerse diksinler.

Belediye başkanı bile define arıyor!

Ulaştığınız bilgileri bu kadar açık paylaşmanız definecilerin iştahını kabartıyor diye bir eleştiri var.

Anadolu’da gezmediğimiz yer kalmadı. Ve şunu gördük; bu arkeolojik yerleşmeleri köylüler, orada yaşayanlar Kültür Bakanlığı’ndan (zaten onların hiçbir şeyden haberi yok), müzelerden, koruma kurullarından ve arkeologlardan çok daha iyi biliyorlar. Çünkü burayı dedeleri kazmış, babaları kazmış, şimdi torunlar kazıyor. Dolayısıyla bu doğru bir eleştiri değil.


Defineciler engellenebilir mi?

Herkes defineci. Herkes bu olayı mübah buluyor. Yasada boşluk var. Arkeolojik alan olmayan yerde kazı yapılabilir deniliyor. Adam arkeolojik olmayan yeri neden kazsın? En büyük rezaleti söyleyeyim. Edirne’de belediye başkanının oğlunun da katıldığı kazı. Bu olayı TV’ler canlı yayınla verdi. Bütün defineciler oraya koştu. Kahramanmaraş’ta Makarios’un altınları var diye birçok kazı yapıldı. Bunlar inanılır şeyler değil. Akşamları alıyorlar biralarını bir köyden gidip başka bir köydeki arkeolojik yerleşmeyi kazıyorlar. Türkiye’de bir dedektör satıcısı definecilere yönelik “İşaretlerin Sırrı” diye bir kitap yayınlayabiliyor!

YURTDIŞINA KAÇIRILIYOR


Çıkarılan eserleri müzelere vermiyorlar herhalde değil mi?

Hayır, müzelere yüzde 5’i gider. İstanbul-Kapalıçarşı piyasasıyla yurtdışına kaçırıyorlar. Ya da Türkiye’deki koleksiyonerlere veriyorlar. Bu koleksiyonerlerden bir tanesinin Anadolu’da adamları var. Bu adamlar, çerçiler vasıtasıyla köylülerden arkeolojik malzeme topluyor. Koleksiyonerlik bir anlamda tarihi eserlerin yurtdışına çıkmasını önlüyor. Ama sonuçta bir adam talep ediyorsa bu bir zincir halinde bir yerlere gidecek. En son gideceği kademe de köylü.


Müzeye teslim edilenler ne oluyor?

Bu işin parasal karşılığı yok. Benim anlayamadığım bir şey var. Bir köylü bulduğu bir Roma heykelciğini müzeye götürdüğünde takdir değeri belirlenir. Belirlenen fiyatın yüzde 50’si köylüye, yüzde 50’si devlete kalır ve eser müzeye konur. Bir Roma heykelinin parasal değerini nasıl takdir edebilirsiniz? Nuri İyem’in resmi için bir fiyat olur ama. Birinin bana bu kıstası anlatması lazım!

Her yerden ihbar yağıyor

Höyük kazısı için muhteşem kazılmış define çukurları


Konya

Köyde bir tarih yok oluyor. Gençler vardiya usulü kazı yapıyor.

İhbarı yapan: Sarı Hüseyin ve Bilal

Tarihi eserleri inşaatta kullanıyorlar

Avrupa Birliği nerede gardaş!


Mersin
Yeşilköy sınırlarındaki Roma dönemine ait eserler aşırı şekilde tahrip ediliyor. Kaymakamlığa bildirildiği halde sahip çıkılmadı.

İhbarı yapan: Ali Taç

Biz gezmeye onlar kazmaya


Çankırı

Karamustafaköy yolunda ağzı kapanmış mağaranın üst kısmı her gidişimde daha fazla kazılmış oluyor ve etraf çanak çömlek parçasından geçilmiyor. Bu gidişimde 34 plakalı bir aracı tekrar görünce etrafı dolaştım ve yeni kazılmış birkaç yer gördüm.

İhbarı yapan: Oktay Kaynar

Çok önemli tarih kalıntıları


Konya Gizli-gizli-gizli

Kaçak olarak çıkartılıp 4.5 milyon ABD doları karşılığında satılmak istenen bir kazı yerini para karşılığı ihbar etmek istiyorum.

İhbarı yapan: ddpacificline@yahoo.co.uk

Tarihin yok olmasının üzüntüsü


Kırıkkale

Ben Keskin Gülkonak Köyü’nden bir vatandaşım, ismimi vermiyorum. İleride bir kazı çalışması falan olursa köylünün tarlası, evi alınırsa beni rahatsız etmelerini istemiyorum. Fakat kayıtsız da kalamıyorum. Tarla gidecekse gitsin bizim de 7-8 dönüm yerimiz var. Köyümüzde her yerde küpler, ev temelleri çıkmaktadır. Hatta mezarlarda eşyalarıyla gömülen iskeletler var. Tarihin gün ışığına çıkarılmasının turizm açısından iyi olacağını düşünüyorum. Gelin köylülerle konuşun, gençlere sorun, onlar anlatır.

İhbarı yapan: 4075@mynet.com[/align]

[hr]

06.11.2005, Akşam

>Sponsorlu bağlantı

“Karalama Kağıdı” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir