Resim
Sizlere daha iyi hizmet verebilmek için bağışlarınızı bekliyoruz. Make a donation.

SARMISAK

Forum kuralları
Arkeo-TR Sözlük, maddeleri sizler tarafından konu başlığı açılarak oluşturulacak bir tür serbest sözlüktür. Maddelerin içeriği Arkeoloji ile yardımcı bilim dalları ve sanat terimleri olmalıdır. Bu bölümde kaynak belirtmeniz gerekmez.
Kullanıcı avatarı
zürafalar da koşar
Arkeo-TR Üyesi
Arkeo-TR Üyesi
Mesajlar: 19
Kayıt: 20:39 28-Ocak-2009
Konum: Eskişehir

SARMISAK

Mesajgönderen zürafalar da koşar » 22:45 12-Şubat-2009

[align=justify]Söylencelere göre, sarmısağı yeryüzüne Asklepios indirmiştir. Yağmurlar ölü Asklepios'un elindeki reçeteden oluştururlar onu. Böylece dünyaya gelen sarmısak, Homeros'un da elinden tutmasıyla, onunla birlikte, bir dünya vatandaşı olur. Artık girip çıkmadığı yer kalmaz, gittiği her yerde de saygı görür. Bunca yolculuğu boyunca pek değişikliğe uğramadığını biliyoruz. Başı her zaman bir avuca sığacak büyüklüktedir, ince, uzun saplı, uzun kuyrukludur. Zeki, ağırbaşlı, uysaldır. Kat kat giyinmiş, zırhlı, silahlı bir şövalyeye benzer. Ortaçağ şatoları gibi de içine surlar, asmaköprüler, iç, dış avlular, taş merdivenler, taş katlardan, mazgallardan, kulelerden geçilerek girilir. DIştan kapalıçarşılar, ağır, keskin kokular satan miskçi dükkanları gibidir. Dışına hiç su sızdırmayan testilere benzer. Uyuyan bir kiliseye ya da (bütün pencereleri, kapıları kapalı, hiç ışık sızmayan, hiç hayat olmayan). Biçimiyle arı, yalındır. Kişiliğini hemen ele vermez, gizler. Bir biçim, içerik çatışmasıdır sanki. Ama bunca ağırbaşlı, sessiz duran, kendini bu denli gizleyen, ele vermeyen bu kapalı kutuyu elime alıp, kuru, sakin, suskun duran başını diş diş ayırıp, önce ilk kabuğunu, sonra ikinci, üçüncü, en sonra da o incecik, saydam zarını soymaya, o sıkı, duru, beyaz etine bir dokunmayagöreyim, birden nasıl değişip canavarlaşacak, yangınlar çıkaracak, dünyaya ilk geliyormuş gibi de birden bar bar bağıracaktır. Bütün şövalyeliğini takınıp ilk sözü de:

- BEN ANCAK KOKUMLA VARIM!

demek olacaktır.

Bunu demekte haklıdır da. Öyle ya yeryüzünde başka hangi bitki kendini önce kokusuyla tanımlar. Daha adını söyler söylemez, hemen kokusunu saçar? (Biliyorum şimdi siz de sarmısak üzerine bu denemeyi okurken onun bu kokusunu duyuyorsunuzdur.) Ot kokularının babası Homeros da onu önce kokusuyla anmaz mı? Ehli keyf IV. Henry'nin (kadınlara cebinde sarmısakla saldıran IV. Henry) kadınlar sarayda olup olmadığını sarmısak kokusuyla anlamazlar mıydı? Başka hangi bitki ününü bu denli kokusundan alır? Yalnız hekimler hekimi Hippokrates'le İbni Sina onun kokusunu duymaz, ve:

SABAHLARI SARMISAK YİYİNİZ!

derler.

Ya günümüzde sarmısağın büyük dostu Messegué'ye (Yılbaşlarında dostlarınıza bir demet sarmısak yollayın!) deyen Messegué'ye ne buyrulur? Sarmısak böylece ününü bu büyük ünlülerle perçinledikten sonra, elbette haklı olarak, evlere, Gaskonyalı çocukların ağızlarına, Fatih'in, II. Bayezid'in, Abdülhamid'in, benim mutfağıma ellerini kollarını sallaya sallaya girecek, sonra da bütün o ağırbaşlılığını takınıp benim önüme düşecektir. İşte o kadar![/align]

ilhan Berk, Kül, Berk Sözlüğü
En son zürafalar da koşar tarafından 14:42 27-Şubat-2009 tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.
Sebep: Başlıklar büyük harf olabilir ancak ileti içinde büyük harften oluşan kelimeler kullanmayınız.

Sponsorlu Bağlantı

“S, T, U” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir